Hayatımda çok üşüdüğüm bazı günler oldu. Prag'dı biri. 1-0 kazandığımız Şampiyonlar Ligi maçıydı ve otele döndükten sonra 6-7 kahve içip 3-4 saatte kendime gelebildiğimi hatırlıyorum. Eskişehir'de öğrencilik yıllarımdı. Trenle İstanbul'dan gelmiştim. İlk Yenikent semtinin yerleşenlerinden biri olarak taksiden sonra bir süre yürüyorduk. Sabaha karşı gelmiştim ve 05.00 sularında 20 dakika yürümüştüm. İçimden 'Allah'ım sen insanları bu soğukta evsiz barksız bırakma' dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Diyarbakır'ın da soğuğunu gördüm, İsveç'in de... Bugünlerde Van depremi sonrası bölgedeki soğukla başetmeye çalışanların mücadelesini takip ediyorum. İçim sızlayarak. Onlar için asıl savaş şimdi başladı. Kızıma bakıyorum. Orada kızı olanları düşünüyorum. Ne yapsam bilemiyorum. Gözlerim doluyor. Bana hep 'Çocuğun olsun, herşeyi daha iyi anlarsın' denirdi. Bunu diyenlere çok hakveriyorum. Gerçekmiş, hem de fazlasıyla. Bugün ondan bundan sızlananlar var. Tek lafım var onlara: Sizin çektiğiniz sıkıntıları çekenlerin anası babası ne hisseder, bunu düşünün... Ana veya baba olduğunuzu düşünün...
Ve Van'dakiler...
Tarifi olmayan sıkıntıdır çekilenler orada... O nedenle bizlerin burada aslında bunu anlatmaya çalışması bile boş. Evet, hayat devam ediyor kuşkusuz ama bu kadar büyük bir acının yaşandığı ülkenin öte yanında vur-patlasın çal-oyasın bir hayat da yadırganıyor.
Bir de insanlık dışı haberler var ki... Ne desem bilemiyorum.
Göçü çare bulan bir grup insan son biletleriyle otobüs bileti almışlar. Ortada otobüs yok. Sonuç: Dolandırılmışlar...
Van'a yardım götüren tır ihbar üzerine aranmış, içinden bilmem kaç kilo uyuşturucu çıkmış...
Dağıtılan çadırların bir kısmının büyük kentlerde satıldığı söylentileri...
Ve beni çok yaralayan bir haber daha... Doğruluk payını bilemem, araştırmadım. Ama doğruysa... Önce haber: Efendim, milli takım oyuncuları Hırvatistan'a elenince Van'a da yazık olmuş. Çünkü o prim Van'a gönderilecekmiş...
Doğruysa kardeşim dediğim o futbolcular bu ayıplarıyla yaşasınlar. Orada burada konuşup sonra 'yalanlamayı' çok iyi bilen futbolcu kardeşlerimiz konuyla ilgili 'gık' demediler.
Demediler ki, 'Öyle bir şartımız yok. Biz zaten yeterince para kazanıyoruz. Milli takım oyuncuları olarak şu kadar parayı aramızda toplayıp göndereceğiz'
Yardımın şartı şurtu mu olur? Ve bu ülkede futbolcular kadar kazanan kaç meslek grubu var? Hadi arkadaşlar... bırakın futbolu, galibiyeti... Bir meslek sahibi olarak kenetlenin. Van'da 'Futbolcular sitesi' kurun... Ya da 'Futbolcular İlkokulu' Ya da başka bir şey...
Düşünün yalnızca 4 büyüklerde oynayan oyuncuların sadece 2 yıllık kazançlarının yüzde 5'ini bir çatı altında topladıklarını... O parayla sanırım ciddi bir yatırım yapılır...
Biz bunları konuşurken Van üşüyor... Yarın için bir umut taşımadan üşüyor... Duyduğum herkes oralardan kaçmaya çalışıyor... Sonra Doğu'ya yardım yok diyoruz... Daha çok deriz... Daha çok çekeriz...
Çünkü biz garip bir milletiz...


1 yorum:
noooldu yokmu okuyan??
atillaaa
Yorum Gönder