Gelenektir her yerde, her kötü hava sürecinin ardından hava hafta sonu düzelirse herkes kendini sokağa atar. Çok da normal. İstanbul'da da böyle olur. Ancak kötü taraf kitlenen trafiktir her defasında. Hava almaya çıkanların zamanın bir kısmını araçlarında geçirdikten sonra eve de ceplerinde psikolojik bir yorgunlukla dönerler.
Kadıköy'ün göbeğinde, Moda'da oturunca ailecek hafta sonu tercihimizi Moda - Kadıköy - Kızıltoprak hattı içinde geçirdik. Arabayı çıkarmayınca açıkcası hiç de yorulmadık!
Neler yedik falan yazmıyacağım. Bunları 'düşüncesizce' çeşitli ortamlarda yazanlara da tilt oluyorum. Alabilen var, yiyebilen var... Alamayan, yiyemeyen de var... Hayatında ilk kez bir şey yer – içermişcesine sergilemenin anlamını çözemiyorum... Çözen de anlatırsa sevinirim :)
Cumartesi Bahariye'de turladık. Tıklım tıklımdı ve hoştu görüntü. Örneğin eski Süreyya Sineması, şimdinin Opera Salonu'nun hemen yanıbaşında sokak tiyatrosu oynayan bir grup Avrupa sokaklarını anımsattı. Asıl sevindiren onları izlemeye çalışan grubun kalabalıklığıydı. Pek haz duymam ama bu kez öylesine dükkanlara girip çıktık. Özellikle kitapçıları, müzik raflarını dolaşırken gözüme bir nokta takıldı. Kitap raflarının önlerinde İstanbul'la, semtleriyle ilgili tarihi seçmeler vardı. Sonra müzik standlarına baktım. 45'lik, 90'lık adı altında bir grup Cd'ler satılıyordu. Şarkılar nostaljikti. Nil Burak, Erol Evgin, Seyyal Taner derken müşterilere de çalınan parçalarda da tercih bu yöndeydi.
Sanki bize bugün bile 'geçmişimizi' pazarlıyorlar gibi geldi. Yaşımın da ilerlediğini ister istemez hissettim!
Aklıma hafta içi geldi. Barış Manço'nun ölüm yıldönümüydü bildiğiniz üzere. Hep bu dönemlerde Barış Manço'nun evine ziyaretçiler olur. Ve yine bu dönem geceleri sokakta yürürken onun şarkılarını Moda sokaklarında mırıldayanlar duyulur. Hafta içinde de onları duydum evden. Çok da hoşuma gitti...
Oradan Kadıköy çarşısına daldık. Bana göre dünyanın, çok iddialı oldu ama ısrarcıyım, dünyanın en renkli, en keyifli yeridir Kadıköy çarşısı... Dükkanları, cafeleri, yemek yerleri derken kendinizi kaybedersiniz eğer biraz da olsa o ortamlardan hoşlanıyorsunuz. Çarşıda zaman zaman bazı mekanlar kapanıp yerlerine yenisi açılır. Ama 'müdavim' olarak adlandırabileceğimiz insanlar, gerçek Kadıköylüler bildikleri yerlerden şaşmazlar. Bunu bir kez daha gördüm. Yılların yerleri yeni açılmış gibi doluydu. Oradakilerin yüzünde 'Biz pek fazla yer bilmeyiz' yazar gibiydi... Çorabını bile 30 yıldır aynı yerden alan insanlar biliyorum. Onların yaşarkenki tek korkusu Kadıköy'den uzak kalmaktır...
Bugün de Fenerbahçe – Beşiktaş maçına giderken yine yayaydım. 20-25 yıl önce izlediğim güzergahdan gittim. Çok keyifliydi. Belki de 30 yıl önce varolan bakkalların, lokantaların, cafelerin önünde taraftarın maç hazırlığı vardı. Bir maç gününün keyfini doya sıya yaşıyorlardı. Sohbetlerden akıl almayacak fikirlerin, düşüncelerin, esprilerin çıktığı kulağıma yansıyıp durdu. Tam bir mahalle havası yaşanıyordu aralarda... Bana çocukluğumdan beri Kadıköy'ü, Fenerbahçe'yi sevdiren, aşık ettiren hava. Koşulsuz, beklentisiz, çıkarsız bu havayı yaşayan insanların keyfini sanırım kimse bozamaz. Maç sonu eve yürürken Fenerbahçe'nin galibiyeti o sokaklara doping etkisi yapmıştı. Keyifler her yerde dalga dalgaydı. Tıpkı geçmişteki gibi...
Şöyle bir düşünüyorum da... Eskiden herşey ne kadar yalın ve o yalınlık doğrultusunda güzel ve keyifliymiş. Kimsenin kimseyi yargılamadığı ortamlarda sevgiler yaşanıyordu ve biz sanırım her geçen gün, geride kalan güne daha da özlem duyuyoruz...
2 satır da maç için yazayım, siz deyin gevezelikten, ben diyeyim alışkanlıktan...
Beşiktaş'ın kadrosuna bakıldığında Fenerbahçe çok doğal bir galibiyet aldı. Yadırgadığım, bu dağılmış Beşiktaş karşısında 2. yarıda bir süre 'mahkum' oynamak oldu. Başlama hızı ve etkisi, 90 dakika olmasa bile daha fazla sürmeliydi. 2-0 çok erken yakalansaydı problem yoktu da zaman zaman endişeli dakikalar kendini gösterdi. Golünü bir kenara koyalım, Yobo bana göre bu sezon Alex'ten sonra takımın en önemli ismi. Çok usta ve çok profesyonel. Dilerim 2-3 yıl veya kendi istediği sürece kalır. Bana yıllar sonra Uche'yi anımsatan isim oldu. Sow golle başlamanın büyük dopingini yaşadı. Ona iyi veya kötü diye yorum yapanlara gülüyorum. Bir süre beklemek şart. Kendisi de dilerim gol moralli başlamanın avantajını sürdürür.
Fenerbahçe çok önemli bir galibiyet aldı. Dilerim play-off'lara kadar Sow'un takıma tam adaptasyonu gerçekleşir. O zaman da ciddi bir artı sağlanır...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder