1980 yılıyla tribünde 'sürekli'
taraftar olarak yerimi aldım. Lise üniversite derken mesleğe
başladım. 18 yıldır profesyonel gazeteci olarak yine
tribünlerdeyim. Fenerbahçe yandaşıyım ama işimi en objektif
şekilde yapmaya gaytret ettim. Kazandığımızda –
kaybettiğimizde herşeyi kendi dünyamda yaşamaya özen gösterdim.
Takılacaksam, şaka yapacaksam bunu anlayacak ve benim de anlayış
göstereceğim kişileri seçtim. Her zaman sakin, uzlaşmacı bir
profil çizmeye özen gösterdim. İşimde yalnızca inandığım
doğruların peşinde gitmeye çalıştım. Yanlşlarım oldu ama
asla kasıtlı değildi.
Bu süreçte birçok gazeteci gibi
kimseye yaranamadım. Yerenler oldu, sövenler oldu. Sevenler de oldu
elbette. Herkesi bir arada idare etmeye çalıştım. Son yıllarda
sanal ortamlar başgösterdi. Bunu positif kullanmak varken çoğu
kez olduğu gibi halkımız silah olarak kullanmaya başladı. Sıksam
çocuğum yaşta olabilecekler sahte isimlerle küfürler savurdular.
Fenerbahçe'yi sahadan veya TV'den gören gönüllüleri yıllardır
içimde yaşadığım camia için bana ahkam keserken ne hainliğimi
bıraktılar, ne taraflılığımı, ne de birilerinin adamı
olduğumu. Hatta G.Saray'lı, Beşiktaş'lı diyenler bile oldu...
Amaçları bok atmaktan öte bir zihniyet olmaksızın... Herkesin
adamı oldum sırayla... Şu dönem işten uzağım. Nasıl
birilerinin adamıysam...
Ben hep kendimi bildim... Aynadaki
kişiye hiç ihanet etmediğimi biliyorum...
Futbolu çok sevdim. Fenerbahçe'yi
de... İyi ki G.Saray, Beşiktaş ve diğerleri var ki futbolun
tadını çıkartık ülkemizde. Yoksa ülke futbolumuzun verdiği
keyif ortada. Maksat futbol seyretmek olsa diğer liglere talim etmek
zorunda kalacaktık. Ama takımlarımızın rekabetiyle futbolumuzu
renklendirdik.
Buraya kadarmış demeye dilim varmıyor
ama futbolumuz bu sezon büyük yara aldı. Ve artık herşeyin tadı
kaçtı.
Suçlu herkes... Ben, yönetici,
taraftarlar, polis, aklınıza gelen herkes suçludur bu işte... Bu
kadar beyinsizce yaklaşılması sonrası şike davasıyla başlayan
yarayı deşe deşe futbolumuzu yedik bitirdik.. 3-5 kişi sağduyuya
çağırdıysa da galeyena çağıranlar rağbet gördü. Sokaklara
döküldü herkes. 'Bizden olmayan, bizim gibi düşünmeyen ölsün'
mantığı hakim oldu. Sokaklarda çatışırken yukarılardan bir
tane akıllı ses gelmedi. Klasik deyimle 'Filler çarpıştı,
çimler ezildi'
Herkes yalnızca kendi penceresinden
baktı. Kimse haklı değildi kişinin kendinden başka. Herkes
kahrolsundu, yaşasın bizim düşüncemizdi.... Bizim düşüncemizde
olmayanlar bizim takımı tutmamalıydı, onlar da düşmandı...
Futbol sokaklarda, TV'lerde yaşamaya
başladı. Çimler üzerinde olanlar 2. planda bırakıldı. Futbolun
çimler üzerindeki görevi 2. plana itildi...
Bu karmaşıklıklar, iğrençlikler
içinde Fenerbahçe – Galatasaray maçına geldik. Belki futbol
tarihimizde bir daha olmayacak bir final oynanacaktı: Fenerbahçe –
Galatasaray maçını kazanan şampiyon olacaktı! Bunun de içine
ettik. Bir yılı temizleme yerine yaşanan tüm iğrençlikleri her
yere sıvamayı tercih ettik.
Taraftar – polis kavgasını basit
bir çekişme olarak görenler yanılıyor. Bu tablo birilerinin
isteğiyle yaratıldı ve sokaktaki herkes, polisi – taraftarı
buna uydu.... Herkesi birbirine düşman etmek isteyenlerin planı
tuttu. Tebrikler onlara...
Taraftar arkadaşım... Başın
sıkıştığında, hırsız geldiğinde, kaza yaptığında,
uzaktayken ailen bir sıkıntı yaşadığında koştuğun polis
değil mi? Senin sahada işin ne ki sahaya girmeni engellemeye
çalışan polise saldırıyorsun?
Polis arkadaşım... Biber gazını
dibine kadar köklediğin o insanları arasında eşinin, akrabanın
çoluğu çocuğu olabileceğini hiç mi düşünmüyorsun? Senin de
oğlun yarın bir gün maça gidecek.. Aynı muameleyi görse?
Polis ve taraftar arkadaşlarım...
Sizler aynı insanlarsınız yahu? Bunu hiç mi düşünmüyorsunuz?
Hiç mi birilerinin oyununa geldiğinizi hesaplamıyorsunuz?
Bu maçta yaşananlar 1 günlük olay
değildir. 1 yılın sonudur. Adım adım gelinen son. Ve aynı
zamanda futbolumuzda başlayacak çirkin bir dönemin başlangıcıdır.
Maç biteli 48 saat oldu ben bu satırları yaşarken....
Aynı aptallıklar sürüyor... Herkes
birbirini suçluyor. Değişecek hiçbir şey yokken herkesin tek
derdi 'kendini haklı göstermek.' İftiralar, bok atmalar...
Maşaların ortalığı bulandırmaları... Ve en büyük tehlike bir
halt bilmeden, bir şey yaşamadan sürekli ahkam kesenler... Bilene
saygı göstermeyip herşeyi sahiplenenler...
Biraz susun ne olur... Sakin olun..
Hatta çok şey isteyeceğim ama biraz anlayışlı olup alttan
almayı bilin... Hadi biraz daha isteyeyim... Eleştirdiklerinizin
yerine kendinizi koyup öyle düşünün. Fanatik olmayın, taraftar
olun... Futbolu sevin, kulübünüzü sevin... Futbolu kenara koyup
ona buna düşmanlık yapmayı bırakın...
Avrupa maçlarını izleyin...
Karşılıklı anlayışı, saygıyı ve centilmenliği görün.
Sabrı, desteği gözlemleyin. Bunlara hayran olmakla kalmayın,
uygulayın... Bakın futbolumuz ne kadar güzelleşecek....
Güzelleşecekti...
Ama biz futbolumuzu gömdük hep
beraber... Neden mi? Tek kelimelik yanıtla: Cehaletimizden..
1 yorum:
Dikkat ederseniz maç bittiğinde yöneticiler el sıkışıp birbirini tebrik ediyor. Seyirci Fenerbahçe'yi alkışlıyor ama sadece alkışlıyor. Islık yok protesto yok..sonra bilinen senaryolar ve provakasyonlar.. neden kim için..?
Yorum Gönder