14 Mayıs 2012 Pazartesi

Cehalet...



1980 yılıyla tribünde 'sürekli' taraftar olarak yerimi aldım. Lise üniversite derken mesleğe başladım. 18 yıldır profesyonel gazeteci olarak yine tribünlerdeyim. Fenerbahçe yandaşıyım ama işimi en objektif şekilde yapmaya gaytret ettim. Kazandığımızda – kaybettiğimizde herşeyi kendi dünyamda yaşamaya özen gösterdim. Takılacaksam, şaka yapacaksam bunu anlayacak ve benim de anlayış göstereceğim kişileri seçtim. Her zaman sakin, uzlaşmacı bir profil çizmeye özen gösterdim. İşimde yalnızca inandığım doğruların peşinde gitmeye çalıştım. Yanlşlarım oldu ama asla kasıtlı değildi.

Bu süreçte birçok gazeteci gibi kimseye yaranamadım. Yerenler oldu, sövenler oldu. Sevenler de oldu elbette. Herkesi bir arada idare etmeye çalıştım. Son yıllarda sanal ortamlar başgösterdi. Bunu positif kullanmak varken çoğu kez olduğu gibi halkımız silah olarak kullanmaya başladı. Sıksam çocuğum yaşta olabilecekler sahte isimlerle küfürler savurdular. Fenerbahçe'yi sahadan veya TV'den gören gönüllüleri yıllardır içimde yaşadığım camia için bana ahkam keserken ne hainliğimi bıraktılar, ne taraflılığımı, ne de birilerinin adamı olduğumu. Hatta G.Saray'lı, Beşiktaş'lı diyenler bile oldu... Amaçları bok atmaktan öte bir zihniyet olmaksızın... Herkesin adamı oldum sırayla... Şu dönem işten uzağım. Nasıl birilerinin adamıysam...

Ben hep kendimi bildim... Aynadaki kişiye hiç ihanet etmediğimi biliyorum...

Futbolu çok sevdim. Fenerbahçe'yi de... İyi ki G.Saray, Beşiktaş ve diğerleri var ki futbolun tadını çıkartık ülkemizde. Yoksa ülke futbolumuzun verdiği keyif ortada. Maksat futbol seyretmek olsa diğer liglere talim etmek zorunda kalacaktık. Ama takımlarımızın rekabetiyle futbolumuzu renklendirdik.

Buraya kadarmış demeye dilim varmıyor ama futbolumuz bu sezon büyük yara aldı. Ve artık herşeyin tadı kaçtı.

Suçlu herkes... Ben, yönetici, taraftarlar, polis, aklınıza gelen herkes suçludur bu işte... Bu kadar beyinsizce yaklaşılması sonrası şike davasıyla başlayan yarayı deşe deşe futbolumuzu yedik bitirdik.. 3-5 kişi sağduyuya çağırdıysa da galeyena çağıranlar rağbet gördü. Sokaklara döküldü herkes. 'Bizden olmayan, bizim gibi düşünmeyen ölsün' mantığı hakim oldu. Sokaklarda çatışırken yukarılardan bir tane akıllı ses gelmedi. Klasik deyimle 'Filler çarpıştı, çimler ezildi'

Herkes yalnızca kendi penceresinden baktı. Kimse haklı değildi kişinin kendinden başka. Herkes kahrolsundu, yaşasın bizim düşüncemizdi.... Bizim düşüncemizde olmayanlar bizim takımı tutmamalıydı, onlar da düşmandı...

Futbol sokaklarda, TV'lerde yaşamaya başladı. Çimler üzerinde olanlar 2. planda bırakıldı. Futbolun çimler üzerindeki görevi 2. plana itildi...

Bu karmaşıklıklar, iğrençlikler içinde Fenerbahçe – Galatasaray maçına geldik. Belki futbol tarihimizde bir daha olmayacak bir final oynanacaktı: Fenerbahçe – Galatasaray maçını kazanan şampiyon olacaktı! Bunun de içine ettik. Bir yılı temizleme yerine yaşanan tüm iğrençlikleri her yere sıvamayı tercih ettik.

Taraftar – polis kavgasını basit bir çekişme olarak görenler yanılıyor. Bu tablo birilerinin isteğiyle yaratıldı ve sokaktaki herkes, polisi – taraftarı buna uydu.... Herkesi birbirine düşman etmek isteyenlerin planı tuttu. Tebrikler onlara...

Taraftar arkadaşım... Başın sıkıştığında, hırsız geldiğinde, kaza yaptığında, uzaktayken ailen bir sıkıntı yaşadığında koştuğun polis değil mi? Senin sahada işin ne ki sahaya girmeni engellemeye çalışan polise saldırıyorsun?

Polis arkadaşım... Biber gazını dibine kadar köklediğin o insanları arasında eşinin, akrabanın çoluğu çocuğu olabileceğini hiç mi düşünmüyorsun? Senin de oğlun yarın bir gün maça gidecek.. Aynı muameleyi görse?

Polis ve taraftar arkadaşlarım... Sizler aynı insanlarsınız yahu? Bunu hiç mi düşünmüyorsunuz? Hiç mi birilerinin oyununa geldiğinizi hesaplamıyorsunuz?

Bu maçta yaşananlar 1 günlük olay değildir. 1 yılın sonudur. Adım adım gelinen son. Ve aynı zamanda futbolumuzda başlayacak çirkin bir dönemin başlangıcıdır. Maç biteli 48 saat oldu ben bu satırları yaşarken....

Aynı aptallıklar sürüyor... Herkes birbirini suçluyor. Değişecek hiçbir şey yokken herkesin tek derdi 'kendini haklı göstermek.' İftiralar, bok atmalar... Maşaların ortalığı bulandırmaları... Ve en büyük tehlike bir halt bilmeden, bir şey yaşamadan sürekli ahkam kesenler... Bilene saygı göstermeyip herşeyi sahiplenenler...

Biraz susun ne olur... Sakin olun.. Hatta çok şey isteyeceğim ama biraz anlayışlı olup alttan almayı bilin... Hadi biraz daha isteyeyim... Eleştirdiklerinizin yerine kendinizi koyup öyle düşünün. Fanatik olmayın, taraftar olun... Futbolu sevin, kulübünüzü sevin... Futbolu kenara koyup ona buna düşmanlık yapmayı bırakın...

Avrupa maçlarını izleyin... Karşılıklı anlayışı, saygıyı ve centilmenliği görün. Sabrı, desteği gözlemleyin. Bunlara hayran olmakla kalmayın, uygulayın... Bakın futbolumuz ne kadar güzelleşecek.... Güzelleşecekti...

Ama biz futbolumuzu gömdük hep beraber... Neden mi? Tek kelimelik yanıtla: Cehaletimizden..

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Dikkat ederseniz maç bittiğinde yöneticiler el sıkışıp birbirini tebrik ediyor. Seyirci Fenerbahçe'yi alkışlıyor ama sadece alkışlıyor. Islık yok protesto yok..sonra bilinen senaryolar ve provakasyonlar.. neden kim için..?