20 Ağustos 2012 Pazartesi

İyi Bayramlar


Hep böyle oluyor... Ne zaman bir fırsatını bulup kendimi yeşilin, tabiatın, köyün, köylünün içinde bulunca aklıma onlarca 'niye' ile başlayan soru geliyor... Bu bayramda da böyle oldu... Şu satırları yazdığım ağacın altı beni bu sorulara taşımaya başladı... Buraları da yakıp site falan mı yapmalı... bozuyor insanı...

Aklıma gelen soruları paylaşmak istedim...

  • Niye biz büyük şehirlerin garip düzeninden kurtulamıyoruz? Heryerde insanlar yaşıyor ama şehre giren çıkamıyor... Onca eziyetine karşın...
  • Niye İstanbul'da, İzmir'de, orada burada çekilen 1 fotoğraf son derece muazzam bir şekilde lanse edilirken o güzelliği sadece adı şehir olmayan yerlerde sürekli yaşayanlar bizler kadar hava atmıyor? Aslında kıskanması gereken biz değil miyiz... Karadeniz, Ege, Akdeniz.. Oralara gidip 2 fotoğraf koyduk mu havamızdan geçilmiyor. Oysa düşünsenize bizim 1 yıl çalışıp, biriktirip oraya gitme düşlerimize karşın oraları 12 ay yaşayanlar var. Ya onlar bize hava atmaya çalışsa?
  • Niye para insan hayatında öneminin yanı sıra bir de bu kadar bağlayıcı oluyor? Örneğin İstanbul'da kazanıyorsunuz ama bir yere gitmeyi düşlediğinizde 'Orada ne iş yapabiliriz ki' diye düşünmekten kafayı yiyorsunuz..
  • Niye büyükşehirlerdeki eğitim çok daha iyiymiş gibi karşımıza çıkıyor? Politikacılar, işadamları yoğunlukta hep Anadolu'dan yetişme ama biz çocuklarımızı, işimizi gücümüzü ayarlasak da yetiştirmek için şehirlerden koparamıyoruz...
  • Niye büyükşehirde yaşayan insanlar daha geveze oluyor? Bir yere gittiklerinde, hele yurt dışına falan gittiklerinde insanların sosyal ortamda inanılmaz çenesi düşüyor. Şunu yedik, buraya gittik, bunu yaptık falan filan... Gittiğin yerin herhangi bir tarihsel özelliğini öğrendin mi? Yok! Ne yaptın? Yedim... Bir de bol bol içtim... Aferin :):) Fotoğraf da çektim... Fotoğraflarda kişilerin kendisi... Japonlar da sürekli fotoğraf çekiyor amma gidip gördükleri, öğrendikleri yerleri çekiyorlar... Bu arada o gidilen yerlerdeki insanların gıkı çıkmaz... Bana göre bunun tek nedeni onların gidip çenesi düşenlere oranla hayatı daha yoğun ve keyifli yaşamaları...
  • Niye kuşaklar kendilerini bu ortamlardan kurtaramıyorlar? Örneğin babam da annem de İstanbullu ama geçmişleri başka yer kökenli... Örneğin şu an büyüklerimin kökeninin olduğu yerlerdeyim ve onlara bizi büyükşehirlere ittikleri için kızgınım. Onlar buralarda daha keyifli yaşıyorlar. Bunu diyorum ama yol bulup çocuğumu, ailemi buralara çekemiyorum. İşti, eğitimidi derken yollar hep kapalı gibi gözüküyor...
  • Niye büyükşehirde yaşayanlar kendilerini o şehrin efendisi sanırlar? Oysa örneğin İstanbul'u İstanbul gibi yaşamak için ciddi bir ekonomik güç gerekmez mi... Yemeği yiyeceksen boğazda yiyeceksin... Alışverişi yapacaksan Etiler'de, Bağdat caddesinde yapacaksın... Bir yere gideceksen yollarda sürünmemek, arabanda çıldırmamak için keyifle taksi kullanacaksın... Bunlara İstanbul nüfusunun yüzde kaçının ekonomik gücü yeter? Çiçek Pasajı'na git.. Reklam tabelaları tarihi örtmüş. Etraf kıro dolmuş. Saygısızlık, gürültü, müzik adı altında sesler almış gitmiş. Neymiş, İstanbul keyfi... Bu örneği İstanbul'un geneline yayarım... Bu mudur İstanbul'u yaşamak?
  • Niye İstanbul'u yaşatmaya çalışanların gözü sürekli cüzdandadır ve biz bundan niye zevk alırız? Arabanı park edersin, para... Sinemaya AVM'de gidersin, bilet olur 2 katı fiyat. Örneğin tarihi Reks sinemasında biletler 10-15 lirayken Capitol, Nautilius gibi yerlerde 20 lira. Daha pahalı yerler de mevcut. Maliyeti 50 kuruşu geçmeyecek mısır 5 lira... Bu arada otopark – sinema arası mağazalar falan derken yorgunluk da kendini gösteriverir. Neymiş, 2 kişi sinemaya gitmişiz. 2 saatlik film git – gel 3 saati aşkın süremizi ve 70-75 lira minimum paramızı almış. İşte büyükşehir anlayışı...

Ben bu hayatı anlayamamaya başladım. Boşluktan mı nedir, geçmişte, yoğun çalıştığım dönemlerde fena halde kandırıldığımızı görmeye başladım... Ve işin kötüsü pek de bir şey yapamıyorum kurtulmak için... Sizler de sanırım yapamıyorsunuz...

Bir şekilde kaçanları kutlarım bu monoton metropol hayatından... Metropolü düşleyenlere 'sakın' derim...

Ve de herkese iyi bayramlar dilerim...

3 yorum:

Unknown dedi ki...

iyi bayramlar sevgili kardeşim Deniz..aynı duyguları bizler de yaşıyoruz ama senin gibi kelimelere dökemiyoruz ne yazık ki..

Adsız dedi ki...

ama hislerimiz aynı... dilerim hepimiz bir gün istediğimiz yerlerde oluruz... sizlere de iyi bayramlar kardeşim... D.D.

Ahmet Tülümen dedi ki...

Merhaba deniz abi geçmiş bayramını kutlarım Edirne ye gel İstanbula yakın ama daimi burada yaşarsın sessiz sakin ufak tarihi bi şehir :))
İstanbulda öğrencilik yaptım ilk gittiğimde kaçasım gelmişti okulu bırakasım gelmişti sanki nefes alamıyordum , nefes almak için en az ayda bir defa keçıyordum memleketime, ya orda yaşayanlar ne yapsın nefes alamamaktan beyinleri uyuşmuş evden işe işten eve boş zamanlarında hep tüketeceksin mantığında yaşamaya zorlanmış insanlar olarak görüyorum İstanbulluları Allah yardımcınız olsun...