Kavurucu bir ağustos günü beni hiçbirimizin sevmediği bir
yere yönlendirdi. Bir cenazeye, Saint Josept’ten bir kardeşimize son göreve
gittik. Üzücü bir şekilde yaşamını yitiren Mehmet Gedik’i son yolculuğuna
uğurladık…
Nur içinde yatmasını dilerim…
Hani deli fişek dediğimiz isimlerden biriydi Mehmet… Deli
dolu yaşamından hiç vazgeçmedi. Kaç yıl kaldı, kaç kuşakla okudu hatırlamıyorum
ama herkesin tanıdığı bir isimdi… Ne yazık ki bir o kadar da zor yaşamı oldu.
Son yıllarında Moda’da çok sık denk gelirdim. Ordan burdan derken daldan dala
atlar, kendince hep hayatı yorumlardı. Onun adına ne mutlu ki hakkında hç kötü
konuşan birini duymadım…
Gözlerim Moda sokaklarında onu arayacak…
Bir cenaze Modalılar kadar Saint Joseph’in de bir kuşağını
bir araya getirdi. 80 civarındaki 87 mezunlarının 40 civarında ismi avludaydı.
Yakışır bir tablo oldu…
Elbette ister istemez eski defterler açılırken 30 yıla yaklaşan
mezuniyet sonrası ilk kez gördüğüm isimler oldu. 2 yıl çakmış ve çok kafası
çalışmayan biri olarak hatlarım sık sık karışır bu konuda. Gördüklerimin bir
kısmını anında anımsadım, bir kısmını zamanla… Kabul ki hatırlayamadıklarım da
oldu…
Saint Josephli olmak ayrıcalıklı kesimlerden biri olmak
derlerdi o zamanlar… Sanırım bunun bir gerçeklik payı var. Öğretmeniyle,
öğrencisiyle bir sınıf arkadaşının vefatında bu kadar iism olarak bir araya
gelmek de bunu gösterdi.
Gün boyu da doğal olarak o yılları anımsayıp durdum. Birlikteliğe
çok uyum sağlamış biri olmadığımı kabul etmeliyim. 87 mezunları ilk sınıfımdı,
2 yıl çakınca benden önce gitmişlerdi. Zaman zaman bir araya geldiklerini
duyuyordum, çok katılım sağladığımı söyleyemem. Ama bugün onları görünce
kasıtlı olmayan kopuşumdan üzüldüm…
Saint Joseph’in şimdiki manevi yapısını bilemem. Ama
okuduğum yıllarda zor, zor olduğu kadar da karakterli bir yapısı vardı.
Ülkesine, inancına bağlı farklı karakterlerde insanları yetiştirirdi. Mutlaka
arada fark edilmeyen 1-2 isim olmuştur belki ama mezun olan herkes başta
Atatürk ilkeleri olmak üzere verilen her türlü eğitimi alıp kendince öğüttükten
sonra hayata atılmıştı. Kimileri tarafından ‘Frnasız çocukları’ diye eleştirilirdik
ama kendimizi bilirdik. Laik düzende hepimiz iyi Türk gençleri olarak çıkmıştık
oradan…
Arkadaşlarımı görünce hepsinin adına sevindim. Aynı genç
ruhla hepsi iş güç sahibi olarak yaşamlarını belli bir çizgiye koymuşlardı. En güzeli
20-30 yıl sonra birbirini ilk kez gören isimler sanki daha geçen hafta beraber
gibi sıcaktılar.
Çok ismi gördüğüme sevindim. Örneğin Onuralp Şatana… Bana ‘Saint
Joseph’deki öğretmenlerini say’ dediklerinde ilk onun adını söylemiştim
yıllarca. Hocalarımdan daha çok çalıştırmıştı beni.. Bir de Rüknü vardı... Onlar ve diğerleri… Hepsinin ayrı
ayrı anıları canlandı aklımda… Kaldıktan sonra okuduğum sınıflar da geldi
aklıma… Binlerce anı… Hepsi hoş…
Şimdi yılların acı gerçeği kopmalar başlıyor… Mehmet ilk
değil.. Elbette son da olmayacak…
Ancak bizler de güzel insanlardık… İyi ki o okulda yüzlerce
insanı tanımışım… Ve ne yazık ki hepsinden çok kopmuşum…
Kopmamak lazım. Gençliğin, büyümenin beraber yaşandığı
dönemleri, o insanları unutmamak lazım..
Nacizane tavsiyem… Hatama düşmeyin… Yaşınız ne olursa olsun
okul arkadaşlarınızı yıllara kaptırmayın…
Allah rahmet eylesin Mehmet kardeşim… Mekanın cennet olsun…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder