2 Ağustos 2016 Salı

Mehmet Gedik...


Kavurucu bir ağustos günü beni hiçbirimizin sevmediği bir yere yönlendirdi. Bir cenazeye, Saint Josept’ten bir kardeşimize son göreve gittik. Üzücü bir şekilde yaşamını yitiren Mehmet Gedik’i son yolculuğuna uğurladık…
Nur içinde yatmasını dilerim…
Hani deli fişek dediğimiz isimlerden biriydi Mehmet… Deli dolu yaşamından hiç vazgeçmedi. Kaç yıl kaldı, kaç kuşakla okudu hatırlamıyorum ama herkesin tanıdığı bir isimdi… Ne yazık ki bir o kadar da zor yaşamı oldu. Son yıllarında Moda’da çok sık denk gelirdim. Ordan burdan derken daldan dala atlar, kendince hep hayatı yorumlardı. Onun adına ne mutlu ki hakkında hç kötü konuşan birini duymadım…
Gözlerim Moda sokaklarında onu arayacak…
Bir cenaze Modalılar kadar Saint Joseph’in de bir kuşağını bir araya getirdi. 80 civarındaki 87 mezunlarının 40 civarında ismi avludaydı. Yakışır bir tablo oldu…
Elbette ister istemez eski defterler açılırken 30 yıla yaklaşan mezuniyet sonrası ilk kez gördüğüm isimler oldu. 2 yıl çakmış ve çok kafası çalışmayan biri olarak hatlarım sık sık karışır bu konuda. Gördüklerimin bir kısmını anında anımsadım, bir kısmını zamanla… Kabul ki hatırlayamadıklarım da oldu…
Saint Josephli olmak ayrıcalıklı kesimlerden biri olmak derlerdi o zamanlar… Sanırım bunun bir gerçeklik payı var. Öğretmeniyle, öğrencisiyle bir sınıf arkadaşının vefatında bu kadar iism olarak bir araya gelmek de bunu gösterdi.
Gün boyu da doğal olarak o yılları anımsayıp durdum. Birlikteliğe çok uyum sağlamış biri olmadığımı kabul etmeliyim. 87 mezunları ilk sınıfımdı, 2 yıl çakınca benden önce gitmişlerdi. Zaman zaman bir araya geldiklerini duyuyordum, çok katılım sağladığımı söyleyemem. Ama bugün onları görünce kasıtlı olmayan kopuşumdan üzüldüm…
Saint Joseph’in şimdiki manevi yapısını bilemem. Ama okuduğum yıllarda zor, zor olduğu kadar da karakterli bir yapısı vardı. Ülkesine, inancına bağlı farklı karakterlerde insanları yetiştirirdi. Mutlaka arada fark edilmeyen 1-2 isim olmuştur belki ama mezun olan herkes başta Atatürk ilkeleri olmak üzere verilen her türlü eğitimi alıp kendince öğüttükten sonra hayata atılmıştı. Kimileri tarafından ‘Frnasız çocukları’ diye eleştirilirdik ama kendimizi bilirdik. Laik düzende hepimiz iyi Türk gençleri olarak çıkmıştık oradan…
Arkadaşlarımı görünce hepsinin adına sevindim. Aynı genç ruhla hepsi iş güç sahibi olarak yaşamlarını belli bir çizgiye koymuşlardı. En güzeli 20-30 yıl sonra birbirini ilk kez gören isimler sanki daha geçen hafta beraber gibi sıcaktılar.
Çok ismi gördüğüme sevindim. Örneğin Onuralp Şatana… Bana ‘Saint Joseph’deki öğretmenlerini say’ dediklerinde ilk onun adını söylemiştim yıllarca. Hocalarımdan daha çok çalıştırmıştı beni.. Bir de Rüknü vardı... Onlar ve diğerleri… Hepsinin ayrı ayrı anıları canlandı aklımda… Kaldıktan sonra okuduğum sınıflar da geldi aklıma… Binlerce anı… Hepsi hoş…
Şimdi yılların acı gerçeği kopmalar başlıyor… Mehmet ilk değil.. Elbette son da olmayacak…
Ancak bizler de güzel insanlardık… İyi ki o okulda yüzlerce insanı tanımışım… Ve ne yazık ki hepsinden çok kopmuşum…
Kopmamak lazım. Gençliğin, büyümenin beraber yaşandığı dönemleri, o insanları unutmamak lazım..
Nacizane tavsiyem… Hatama düşmeyin… Yaşınız ne olursa olsun okul arkadaşlarınızı yıllara kaptırmayın…

Allah rahmet eylesin  Mehmet kardeşim… Mekanın cennet olsun…

Hiç yorum yok: