10 Ocak 2012 Salı

Çalışan Gazeteciler

Sporu, futbolu ve Fenerbahçe'yi kendim bildim bileli çok seviyorum... Yaşama bunların sevgisiyle başladım... Kendimi öyle bildim...

Büyüdüm... Meslek seçmem gerekti...

Futbolcu olamazdım. O kadar yeteneğim yoktu...

Teknik adam olamazdım. Altyapım yoktu...

Yönetici olamazdım. O kadar param yoktu...

Gazete okumayı seviyordum. Dedim 'Gazeteci olayım. Olursa spora yönelirim. Sonra Fenerbahçe muhabiri de olabilirsem, iş tamamdır' içimden...

Bayağı bir süreç aldı bu hedefim... Önce okulunu okudum. Sonra Cumhuriyet gibi bir kurumda stajla birlikte mesleğe girdim. 9 yılım geçti orada. Rahmetli Abdülkadir Yücelman gibi bir ismin yetiştirdiği son isimlerden biri oldum. Oradaki emekçilerden çok şey öğrendim. Sonra Sabah Gazetesi'ne geçtim. 9 yıl da orda devam ettim.

Hesaplayamadığım gazetecilik kavramını bilmeyen bir anlayış tarafından taça çıkarılmam oldu.

18 yılda başarılı oldum mu? Kanımca oldum. Bu elbette bazı kesimler tarafından çok tartışılacak bir karar.

Zaman zaman genç gazeteci arkadaşımlarla, okuyan kardeşlerimle biraraya geldim. Çok şeyler soruldu, elimden geldiğince yanıtlamaya gayret ettim. Herşeyden önce onların ilgisi beni hep mutlu etti.

Onlara ilk dediğim ne yazık ki çok üzülerek teleffuz ettiğim bir düşüncemdi. Tekrarlıyorum: Ülkemizde yapacaksanız bu işten uzak durun. Çok ama çok zor gazetecilik yapmak.

Ancak illa yapacaksanız... Branşlaşmayı önerdim. Ne olacaksanız ona karar verin. Muhabir mi olacaksınız, foto muhabiri mi olacaksınız, yorumcu mu olacaksınız... Bir branş seçin. Ona gitmeye çalışın.

Bir konu seçin... Spor olur, ekonomi, kültür, dış haberler, polis muhabirliği olur. Bir tane seçin. Diğerlerine çok fazla karışmayın. Branşındaki isim daha saygın olur. 'Herşeyi bilen insan' en sonunda herşeyi karıştırır...

Bu duruma kendi branşımdan, yaşadıklarımdan örnek vereyim. Şike davası malum. Ortaya garip bir tablo çıktı. Fenerbahçe'yi ateşe sürüklemeye çalışan garip bir kitle oluştu. Aynı şekilde, 'Doğum Tarihi 3 Temmuz' olarak adlandırılabilecek bir garip kitle de savunmaya geçti.

Bu işe yıllarını veren, futbolun içinde aslında neyin ne olduğunu veya ne olabileceğini daha fazla bilebilecek kesim kenara atıldı. Ortalık toz duman oldu... 2 tarafı da takip ettiğimde zaman zaman gülüyorum. Bir çekene sor, bir de çektirene derler ya! Kimsenin kimseye bir şey sorduğu yok. Herkes 'at gözlükleriyle' inandığını kabullendirme savaşında. Bilmediği konularda bile...

Gazetecilik bu değil...

Yaş gubum ve üzerindekiler hatırlar... Eskiden bir radyo programı vardı: Şimdiki aklım olsaydı. Bir hikaye anlatılırdı. Sonra onu yaşayan şimdiki aklı olsa ne yapardı diye sorulup o canlandırılırdı.

Kendime yapıyorum bu programı. Hani yukarıda 'Gazeteci olayım' diye içimden geçirdiğimi belirtmiştim ya. İşte orada vazgeçerdim bu işten. Ancak sanırım geç oldu...

Yine de çok güzel şeyler yaşadım. Ölümsüz anılarım oldu. İnanılmaz tecrübeler, vazgeçilmeyecek dostluklar kazandım. Ve bir gazeteci olarak çok defa güzel haber yapmanın mutluluğunu yaşadım. Bunların yanı sıra Fenerbahçe'nin belki içinde değil ama yanında keyifleri üzüntüleri yaşadım. Hele ki Sevilla'da yaşadığımız o gece.

Gazeteci olmakta ısrarcı kardeşlerim... İyi düşünün. Dilerim herşey gönlünüzce olur.

Bizleri okuyan sizler... Karşınızdaki insanlar arasında emekçileri iyi ayırıp onlara desteğinizi eksik etmeyin. Klavye kabadayılarından olmayın. Etrafınızdaki herkesi okumaya teşvik ederken ne olur seçici olun. İnanmadığınızı okumayın ama gazeteci düşmanı olmayın.

Ve siz gazeteci arkadaşlarım... Eğitim düzeyinin bu kadar düşük olduğu ülkemizde en zor mesleği yapıyorsunuz. Allah yardımcınız olsun.

Gününüz de kutlu olsun...

Kendim için mi? Günün adı 'Çalışan Gazeteciler Günü'. Benim gibilerin, emeklilerin günü değil sanırım. Herhalde bizler başka mesleğe aktarıldık. Anlayamıyorum o 'Çalışan' kelimesinin güne kattığı kavramı :):)

1 yorum:

TUNA ÖZDEMİR dedi ki...

deniz'ciğim bu gün face de de paylaştım çalışmayan ya da çalışamayan gazeteciler artık astronot oldu:D dünya astronot gününde de onları kutlayacağız...