1 Haziran 2014 Pazar

Babamın ardından...



Her zaman saygıyla anarken özlemini duyduğum babam uzakyol gemi kaptanıydı… Çocukluğumun belli bir kısmında zaten yoktu… Şimdi artık umut da yok gelmesi, bir kez elimi tutması için… Oysa o kadar da ona ihtiyacım varken…
Zamanının efsane şirketi DB Deniz Nakliyat’ta başladı, orada emekli oldu. Zaten onun döneminde çok da fazla seçeneği yoktu. Nakliyatın simgesi ‘Sarı Baca’ onun için devlet anlamı taşırdı ve kaptanlık yaptığı sürece ondan asla ayrılmadı. Sonra karaya geçti, farklı yerlerde çalıştı mesleğiyle ilgili…
20’li yaşlarımın başına kadar babamın gemicilik yaşamıyla büyüdüm. Onun denizdeki arkadaşlarının içindeydim hep. Kulaklarımda sürekli onların hikayeleri vardı. Denizcilik yaşamının hep içindeydim…
Çocukluğum boyunca ben de babam gibi ‘kaptan’ olma hayalindeydim. Babam babasının izinden yürümüştü. Yanlış bilmiyorsam onlar kaptanken dünya denizlerinde gemileriyle birbirlerinin yanından geçen ilk Türk baba oğuldular. Babam babasının 4. kaptanlığını da yapmıştı. Ben o yoldan yürüyemedim. Nedeni göz rahatsızlığımdı…
Babam vefat ettiğinde ciddi bir kalabalık vardı. Denizci arkadaşları, eşleri, onların çocukları, torunları… Babamı son yolcuğunda yalnız bırakmamışlardı.
Aradan 10 yılı aşkın bir süre geçti. Zaman zaman babamın arkadaşlarından, onların ailelerinden haberler alıyorduk ama… Doğal olarak kopma olmuştu benim adıma…
Derken geçenlerde babamın rahmetli yol arkadaşlarından Ercüment amcanın oğlu aradı. Beni tahminen en son 32-33 yıl önce görmüştü. Şaşırdım. O rahmetli babasının anısına, mesleğine benden daha saygılı bir duruş göstermiş. Bunu son 10 gün içerisinde anladım. Facebook’ta bir grup kurduklarını ve babam zamanının efsane denizcilerinin yaşayanları, çocukaları için bir iletişim içine girdiklerini söyledi. Saydığı bazı isimler vardı ki şaştım kaldım… Burada yazmamın anlamı yok, onlar kendilerini bilir. 1 hafta boyunca onları görmek için sabırsızlandım. Organizasyonu da üstlendim…
Ve hafta sonu yaklaşık 20 kişilik bir grup olarak biraraya geldik… Denizlerin emekçilerinin kendileri ve çocukları olarak… Biliyordum denizciliğin farklı anlamlar taşıdığını ama bu yaşta bir kez daha görünce…
Sayı belki az gözükmüştür size... Ama tohumları 40-45 yıl önce atılmış dostlukların uzantısı olarak biraraya gelmiştik...
Kaptan Ömür abinin efsane Refik kaptan amcanın elini öperken ‘Nasılsınız beybaba kaptanım’ deyişi…
Denizcilik yapmış isimlerin vefat etmiş arkadaşlarının çocuklarına gösterdiği sevgiyi…
O çocukların aynı şekilde o isimlere gösterdiği saygıyı…
Gece boyunca o kadar içilmesine karşın kimsenin sarhoş olmayıp çizginin hep aynı noktada tutulması…
Yaşanan unutulmaz anıların dile getirilişi…
Senin – benim zamanım kavgası yapılmadan herkesin iş ve yaşam emeğine aynı saygının herkes tarafından gösterilmesi…
Babasını yitirmiş isimlerin (ki birisi benim) babalarıyla ilgili anıları ağzı açık dinlemeleri…
Hangisini anlatayım…
Denizcilik bir yaşam biçimidir… Denizciler, hele zamanın Deniz Nakliyat emekçileri bir ailedir… Bunları bir kez daha görmekten mutluluk duyarken babam adına da gurur duydum… İyi ki zamanında böyle bir ailenin içinde yer almış ve ne şanslı ki nankör olmayan bir meslek seçmiş o dönemler için…
Sonra kendimi düşündüm… Kendi meslek ailemi… Başkalarının meslek ailelerini, dünyalarını…
Onlar 70’ler, 80’lerde yaşamışlardı… Bizler 2000’li yılları yaşıyoruz. 20-30 yıl sonra benim kuşağım ya olur ya olmaz… Acaba benim o gecede yaşadığım sıcaklığı, saygıyı ben veya ailem bir şekilde hissedecek mi?
Ya da her ne iş yapıyorsanız… Sizler…
Yaşam biçiminize ne kadar sevgi hissedip saygı duyuyorsunuz gündeminizde…
Hepimizin ağzında vardır, ‘Herşey çocuklarım için’ cümlesi… Lafta kalıp kalmadığını tartmakta fayda var… Babam maddi fazla bir şey bırakmamış da olsa… O gece anladım ki bana manevi olarak çok önemli bir geçmiş bırakmış ki bu bana gurur veriyor… Evet geçmiş yenmez, içilmez, satılmaz… Ama…
İşte o ‘ama’yı anlamakta fayda var…
Bugün öyle ya da böyle yaşıyoruz… Ama gelecekte de canlarımız, kanlarımız, dostlarımız tarafından anılmak için farklı bir dünya da kurabiliriz kendimize…
Belki biraz karışık oldu ama… Bazen hayat değerlendirmeleri de yapmalıyız sanırım…
Teşekkür Hakkı Çek… Yani Hakkı abi… O anlamlı gecenin mimarı oldun…

Ancak devamını da isteriz elbette… 

Hiç yorum yok: