Dünya Kupası’yla birlikte zaman zaman duyduğum ve anlam
veremediğim bir düşünce yine kulağıma geliyor: ‘Milli maçlardan bana ne…’
Aklıma gelen bir sorudur, kulüp oyuncusu ve milli takım
oyuncularının profesyonellik ve sporculuk kavramları…
Bana göre kulüp oyuncuları tamamen profesyonellerdir… Bugün
bir kulüp için canını verebileceğini iddia eden bir ismi 2-3 yıl sonra ezeli
bir rakipte görmek son derece olağan oldu… Örnekleri o kadar çok ki… Sonra… Bir
sakatlık olduğunda profesyonel futbolcu oynamak için şartlarını zorlar. O maçın
ciddi primi vardır, formayı kaptırma korkusu vardır, kaçtı denme ihtimali
vardır… Hele sezon sonuysa… Transfer piyasasından düşme ihtimali vardır… Milli
maç oldu mu, profesyonel futbolcuların bir kısmının orası burası ağrır… Biraz
sıkıntı varsa kaçacak yer aramalar başlayabilir…
Gelelim milli takımlara… Tek tip oyuncu vardır, o da ülkesi
için oynayanlar… Bir sonraki organizasyonda da o forma için ter dökeceklerdir…
Biraz istikrar sağlandı mı takım kimliğini de yakalayıverirler. Çok fazla prim
şansı da yoktur. Elbette milli takımlarda da para kazanırlar ama transfer
piyasası diye bir şey yoktur milli takım bazında… Ve başarılı olan tüm ülkede
kahraman olur… Elbette o ülkede gelişme seviyesi yüksekse…
Burada bir parantez açalım… Bizde bu geçerli değildir… Bizde
başarılı millinin takım kimliği de hemen ortaya konur… Çünkü biz ülke olarak
koymaktan, s..ten falan hoşlanırız… Artık bunu da aleni şekilde dillendirir de
olduk…
Konumuza dönelim… 2 tip oyuncu sergilemeye çalıştım…
Profesyonel ve sporcu kimliği üzerinde… Sonra da milli maçları sevmiyoruz
diyenler çıkıveriyor karşıma… Yani sporu sevmiyorsunuz. Derdiniz profesyonellik…
Kavga – gürültü – küfür… Şartlar ne olursa kulüp kazansın. ‘Sporun içine edeyim’
mantığı ön planda… ‘Benim formamı giyen kahraman, giymeyen hain’
Gidelim bu doğrultuda… Gidelim de… Yarın öbür gün
çoluğumuzun çocuğumuzun spor değil ama profesyonellik alanlarında başına bir
şey geldiğinde şikayet etme hakkı bulabilecek miyiz? Ya da çoluk çocuğumuz ‘Siz
ne diyorsunuz… Ben bu sporun neresini seveyim, abuk sabuk kavga edip
duruyorsunuz’ dediğinde ne diyebileceğiz…
Ben futbolu severken 80’li yılların başından itibaren
maçları hatırlıyorum… Golleri… Kadroları… Şimdiki neslin bildiği olaylar,
kavgalar, atışmalar ve de artık küfürler…
Kabul edin… Çoğumuzun sporu sevdiği falan yok artık…
Çoğunluk tatmin peşinde…
Bense yine de ‘Yaşasın Dünya Kupası’ diyorum.. Spor izlemek de
güzel şey…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder