14 Haziran 2014 Cumartesi

Sporculuk mu profesyonellik mi...

Dünya Kupası’yla birlikte zaman zaman duyduğum ve anlam veremediğim bir düşünce yine kulağıma geliyor: ‘Milli maçlardan bana ne…’
Aklıma gelen bir sorudur, kulüp oyuncusu ve milli takım oyuncularının profesyonellik ve sporculuk kavramları…
Bana göre kulüp oyuncuları tamamen profesyonellerdir… Bugün bir kulüp için canını verebileceğini iddia eden bir ismi 2-3 yıl sonra ezeli bir rakipte görmek son derece olağan oldu… Örnekleri o kadar çok ki… Sonra… Bir sakatlık olduğunda profesyonel futbolcu oynamak için şartlarını zorlar. O maçın ciddi primi vardır, formayı kaptırma korkusu vardır, kaçtı denme ihtimali vardır… Hele sezon sonuysa… Transfer piyasasından düşme ihtimali vardır… Milli maç oldu mu, profesyonel futbolcuların bir kısmının orası burası ağrır… Biraz sıkıntı varsa kaçacak yer aramalar başlayabilir…
Gelelim milli takımlara… Tek tip oyuncu vardır, o da ülkesi için oynayanlar… Bir sonraki organizasyonda da o forma için ter dökeceklerdir… Biraz istikrar sağlandı mı takım kimliğini de yakalayıverirler. Çok fazla prim şansı da yoktur. Elbette milli takımlarda da para kazanırlar ama transfer piyasası diye bir şey yoktur milli takım bazında… Ve başarılı olan tüm ülkede kahraman olur… Elbette o ülkede gelişme seviyesi yüksekse…
Burada bir parantez açalım… Bizde bu geçerli değildir… Bizde başarılı millinin takım kimliği de hemen ortaya konur… Çünkü biz ülke olarak koymaktan, s..ten falan hoşlanırız… Artık bunu da aleni şekilde dillendirir de olduk…
Konumuza dönelim… 2 tip oyuncu sergilemeye çalıştım… Profesyonel ve sporcu kimliği üzerinde… Sonra da milli maçları sevmiyoruz diyenler çıkıveriyor karşıma… Yani sporu sevmiyorsunuz. Derdiniz profesyonellik… Kavga – gürültü – küfür… Şartlar ne olursa kulüp kazansın. ‘Sporun içine edeyim’ mantığı ön planda… ‘Benim formamı giyen kahraman, giymeyen hain’
Gidelim bu doğrultuda… Gidelim de… Yarın öbür gün çoluğumuzun çocuğumuzun spor değil ama profesyonellik alanlarında başına bir şey geldiğinde şikayet etme hakkı bulabilecek miyiz? Ya da çoluk çocuğumuz ‘Siz ne diyorsunuz… Ben bu sporun neresini seveyim, abuk sabuk kavga edip duruyorsunuz’ dediğinde ne diyebileceğiz…
Ben futbolu severken 80’li yılların başından itibaren maçları hatırlıyorum… Golleri… Kadroları… Şimdiki neslin bildiği olaylar, kavgalar, atışmalar ve de artık küfürler…
Kabul edin… Çoğumuzun sporu sevdiği falan yok artık… Çoğunluk tatmin peşinde…

Bense yine de ‘Yaşasın Dünya Kupası’ diyorum.. Spor izlemek de güzel şey…

Hiç yorum yok: