18 Temmuz 2025 Cuma

Ülkede yollar... Fenerbahçe'de adaylar...

 

Mevsimler insanların yaşam şartlarını dinlemiyor.

Yine yaz geldi… Malum tatil zamanı… Ekonomik şartlar ağır. Böyle olunca herkes kesesine uygun çözümlerle nefes almaya gidiyor, çoluğuna çocuğuna kısa da olsa bir şekilde yazın anlamını yaşatmaya çalışıyor.

Tatil beldelerinin ağlayan tablosu, sizi bilmem ama beni şaşırtmıyor. İyi dönemlerde bile turizmi bir gelir değil, fırsat kapısı olarak görenlerin şişirdikleri fiyatlar sonrası bu dönem durum daha da içler açısı oldu sanırım.

Bodrum, Çeşme, Marmaris gibi gözde tatil mekanları yıllardır şehirdeki yorucu hayatı kendi yerlerinde de yaşatırken, soygun fiyatlarla zaten tartışılır olmaktan kurtulamıyorlardı. Büyük şehirlerin yoğun, boğucu hayatını oralarda yaşamanın anlamını zaten hiç çözememişimdir.

Uzun yıllar önce Torba’da bir otelde kalırken ailece günü birlik bir Bodrum turu yapıp denize girelim demiştik. Açıkcası plajlarda ahlaki ve mantıki değer taşıyan bir rakamla karşılaşmazken, denize girecek halka açık bir yer de bulamamıştık.

Tablonun tüm bu gözde yerlerde giderek daha vahim bir hale büründüğünü görüyor, duyuyoruz…

Eğer yetkililer rant dünyasına set çıkıp bir yol yordam bulmazlarsa, ülke turizmi daha da kötüye gidecektir. Nüfusunun yüzde 2-3’ünü ancak oluşturan zengin tayfasıyla bu sektör, milyonlarca insana ekmek kapısı olmaz. Yunanistan’ı, Bulgaristan’ı tercih edip giden çok insan görürüz… Çok da yazık olur…

Hep inandığımdır… Bu ülke 4 mevsim turizmiyle, eğer iyi idare edilirse hiçbir yerden kazanmadığı parayı yerli – yabancı üzerinden kazanıp ekonomisini düzeltir. Ama izlenen yol böyle gitmiyor maalesef… Yabancıya bakıyorsunuz, ne kadar para harcamaktan kaçan ülke insanı varsa memleketimizde. Vatandaşlarımız ise alternatif planlamalar içerisinde.

Yol demişken…

Yollar ayrı bir dünya… Herkes uyarmıştı, gerçekten de radar konusunda ciddi bir sıkıntı var.

Gördüğüm ülkelerin çoğunluğunda vatandaş uyarılır. Sağlıkla, güvenle gitsin diye tedbirler alınır. Elbette ceza vardır, almışlığım da vardır yurtdışında. Ama böyle bir tuzak sistemi hiç görmedim…

Sanki hedef uyarmak ve güvenli yolculuk sağlamak değil, tuzağa düşürüp cezalarla para akışı sağlamak…

90 km diyor, virajı döndüğünüz an 70 km çıkıyor karşınıza. Yavaşlama gayretindeyken bu 50 km uyarısıyla karşılaşıyorsunuz. Derken yeniden 90 km serbestliği. Tüm bunlar 600-700 metre mesafe içerisinde yaşanıyor.

Yollara hız tespit yerleri yapılmış. Kondukları demirden iskelelere bakıyorsunuz, pırıl pırıl. Belli ki her yere yeni döşenmiş.

Yıllarca gittiğimiz yollarda kameralar 4’e 5’e katlamış… Hedef buram buram hissediliyor!

Evet, hız felaket. Ahlaksızca araç kullanmak büyük suç. Ama bu kadar tuzakla bu sistem düzelir mi? Onu bilemedim. Fren – gaz yapayım derken insanın tüm dikkati cezalara takılıyor.

Sanırım bu havayı bir şekilde düzeltmek lazım…

 

***

BİR DAMLA FENERBAHÇE…

Ülkemizde futbolun kaderi klasiktir.

Şampiyon olan takım rahattır. Geri kalanlar büyük bir panik yaşarlar. Öyle ya da böyle şampiyonluk kaçmıştır ya, büyük panik yaşanır. Her şey silbaştan olur…

Fenerbahçe bu sezon şampiyonluk mücadelesi verirken hakemlerden, TFF’den, yayıncı kuruluştan, medyadan büyük dertlenmeler vardı. Büyük çoğunluğun kabul ettiği ‘yapı’ diye adlandırılan ortamdan sürekli şikayet edildi. Ne zaman ki işin rengi belli oldu, hepsi unutuldu, oklar tamamen Ali Koç ve ekibine yöneldi. Elbette haklı olunan çok nokta var ama bu kadar tek yönlü mü kaçtı şampiyonluk, uzun uzadıya tartışılır…

Şimdi yazacağıma çok karşı çıkan olabilir ama neyse ki, bana göre, Mourinho ilahlara kurban edilmedi. Eğer Fenerbahçe veya bir başka Türk kulübü Mourinho gibi bir markaya 2. şansı vermeyecekse… Hedef kim olmalı, bilemiyorum…

Sezon bitimiyle Ali Koç’a yönelik bir imza kampanyası hayata geçti ki bu kadarı ülkemizde ilk kez yaşandı. Demokratik bir hamleydi, Fenerbahçe’ye kısmet oldu. Üstelik Ali Koç eylül ayında kongre olacağını açıklamasına karşın kampanya devam etti. Hedef sezona girerken bu kargaşanın sona ermesiydi ki yine bana göre doğru olanı da buydu, olmadı…

Başkan Ali Koç usta bir manevrayla işi eylüle bıraktı. Böyle olunca transferde ivedi bir şekilde büyük hamleler beklendi, o da olmadı…

Çok ağır gidiyor transferler. Gelenler her zaman olduğu gibi ‘büyük yıldızlar’ olarak lanse ediliyor ama bu, herkesin her zaman kandığı klasik bir tablo… Daha geçen sezon başı, ara transferde gelen isimler de aynı şekilde sunulmamış mıydı Fenerbahçelilere?

Futbolun kaderidir, sezon başlarken daha ilk hazırlık maçında hakemin düdüğü çalmasıyla bir çok problem unutulur, sahaya odaklanma başlar.

İlk maç sonrası Syzmanski’nin ne kadar formda olduğu, Archie Brown’un ne kadar iyi başladığı konuşulur oldu. Maalesef bu erken umutlar hep olurken bir bölüm de kadronun eksikliğinden dert yanıyor ki bu da doğru. Ama eksik yerlere kim alınırsa alınsın, o yeri dolduracağının garantisi de yok…

Futbolun sabır ve istikrar temelli olduğunu nedense hep unutan bir iklimiz…

Bir ilk yaşanıyor Fenerbahçe’de dedik… Malum eylülde kongre yaşanacak. Şimdilik 3 resmi aday gözüküyor, Ali Koç, Hakan Bilal Kutlualp ve Sadettin Saran. Şahsi düşüncem merakla beklenen Aziz Yıldırım’ın da aday olacağı ve sonrasında Hakan Bilal Kutlualp’in çekileceği şeklinde.

Hakan Bilal Kutlualp’e bir parantez açmak gerekir kanısındayım. Seversiniz sevmezsiniz bilemem ama nisan ayında gayet demokratik bir şekilde, üstelik doğru adreste resmen adaylığını açıklamasına saygı duymak gerekir. Herkes orada burada konuşurken Kutlualp doğru adreste, başkan ve yönetimin önünde, Divan Kurulu’nda adaylığını açıkladı. Ve yarıştan kopulmuşken. Bundan daha doğru bir tavır ne olurdu, bilemiyorum. Bu nedenle kendisine her Fenerbahçelinin saygı duyması gerekir.

Ben yine de yarışta Koç, Yıldırım ve Saran’ın olacağı kanısındayım. İlerleyen yazılarda her biri ile ilgili naçizane düşüncelerimi açıklayacağım. ‘Bize ne’ diyenler lütfen okumasın. İlgilenenlerin yorumlarını merakla bekleyeceğim.

Bu yazıda son olarak bir de ortamla ilgili üzüntümü dile getirmek istiyorum. Tarafı ne olursa olsun, herkesin Fenerbahçe’nin iyiliği için konuştuğunu biliyorum ama genel üslup çok üzücü. Eski başkana, mevcut başkana, olası başkana… Kime olursa olsun eleştiriler, övgüler elbette olabilir. Ama bu kadar hakaret dolu yorumlar beni üzüyor. Elbette adı geçen adayların da geçmişte veya bugünlerde çok yanlış ifadeleri oldu, olacaktır da. Bunları inkar etmiyorum. Ama bu yanlış tavırlara, sözlere devam etmek Fenerbahçe taraftarına uymuyor, yakışmıyor. Camia bu üslubu sürdürdükçe adaylar da camiaya uygun konuşuyor hale geliyor ki bu Fenerbahçe duruşuna yakışmıyor. Hem de hiç yakışmıyor…

En büyük sıkıntı olan trollerin seviyesine düşmemek gerekir…

Fenerbahçe taraftarına ne paralı köpekler denir, ne de ciğersizler…

Bu ortama Fenerbahçe ailesi izin vermemeli, yanlışa sahip çıkmamalı…

Hiç yorum yok: