Dallas... Küçük Ev... Bonanza... Zengin ve Yoksul.... Beyaz Gölge... Flamingo Yolu... Shogun.... Süper Baba... Şehnaz Tango... İkinci Bahar... Hırsız Polis... Asmalı Konak... Canım Ailem... Kurtlar Vadisi... Ve daha niceleri... Geçmişten bugüne bir yolculuk gibi geliyor sanırım bu dizilerin isimleri. Dizi seyretmeyi severim. Sevdiğim dizinin de bölümünü kaçırmamaya gayret ederim. 'Ay dizi de seyredilir mi' diyenlere açıkcası sinir olurum. Seyredilir! Bal gibi de seyredilir...
Saydığım diziler, yaş grubumun hafızalarında belki de çeşitli anıları tazelemiştir. Unuttuğum, yazmadığım onlarcası daha var. Kimi sabun köpüğü gibi benim için. O 1-1.5 saatte beni dünyadan koparır, sonra geri verir. Kimlerinin de bana göre bir misyonu var, bir anlamı var, bir mesajı var...
Etrafımda dizilerle ilgili sık sık konuşulur. Dinlemeyi sevdiğim için kulak kabartırım. Çeşitli dizilerden bahsedilir. Ama bir tanesi var ki başlangıcından beri seyrediyorum ve bence maalesef yeterince izlenmiyor, konuşulmuyor.
Bu arada hemen baştan söyliyeyim: Bunları yazmamın reklam amacı kesinlikle yok. Diziden kimseyi tanımam etmem. Hatta oyuncuların gerçek isimlerini bile bilmem. Bir tek yönetmeninin, Osman Sınav'ın ismini bilirim ama tanışmam. Dolayısıyla yalnızca içimden geldiği ve meraklılarının hoşuna gideceğine inandığım için yazıyorum. Aman beni reklam yapmakla falan suçlamayın!
Dizinin adı 'Sakarya Fırat'... Çarşamba akşamları TRT'de de oynuyor. Tekrarı falan da oluyor farklı günlerde. Güneydoğuda bir askeri birlikte geçen olaylar... Bir kahraman var elbette ve ölmüyor. Bu dizi kanunu, saygıyla karşılamak lazım. Ama diğer tüm detaylar bana göre son derece gerçekçi ve insanı oralara taşıyor. Askerliğimi Diyarbakır'da yapmıştım. Bölgede de dolaşıp etrafı görmüştüm. Dizi tüylerimi diken diken etmeyi başarıyor. Bana göre gerçeküstü veya abartılı bir olay çok fazla yok. Hele askerler arasındaki dünya, şakalaşmalar, sohbetler... Sanırım askerliğini yapmış tüm erkeklerin o dönemlerinden bazı anıları yeniden hatırlatır.
Futbolu dert ediyoruz... Trafiği dert ediyoruz... Aşklar derdimiz... Magazin derdimiz... Çok şeyi kendimize dert edip isyan noktalarına varıyoruz. Bir de gazetelerde, TV'lerde yer alan ve hergün eksik olmamaya başlayan terör olayları. Yıkılan ocaklar... Bunları haftada bir de olsa o dizide görüyorum. Ordaki insanların sıkıntısını. Sadece asker olarak değil... Yaşam olarak. Bana terapi gibi geliyor. İçim üzülüyor ve etrafımda yaşananlara gereksiz tepki vermekten vazgeçiyorum. Elbette buralarda da bir hayat var ama oraları unutmamak lazım. O zaman da şükreder hale geliriz sanırım. Herşeyi daha usulü ve edebiyle sevmeyi öğrenebiliriz ve karşımızdakileri bu kadar kolay kırmayız.
Dizi güzel inanın. Ve hakettiği yankıyı uyandıramıyor. Sanırım TRT'de de olması buna etken. Ama reklam psikopatlığı yaşamadan dizi seyretmenin de tadı çıkıyor ;)
Tavsiye ederim... Yorumlarınızı beklerim...
Bu arada... Burada nacizane sizlerle iletişim kurmaya çalışıyorum. Başarılı da oluyorum sanırım. İlk günler için fena değil. Ama yorumlarınızı, fikirlerinizi, benden beklentilerinizi bu spotun içinde paylaşırsanız sevinirim. Face veya Twitter'ı burayla ayrı tutmaya gayret ediyorum, talebim bu nedenledir...
Saygılar...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder