Yıllardır basın tribünündeki küçük monitorda gördüğüm maç öncesini bu kez evimde televizyonumda izliyordum.Üstelik sesli bir şekilde. İlk yılından beri abonesi olduğum Lig TV'de ilk kez bir Fenerbahçe maçını izleyecektim. Hafızamı zorladım. Son ne zaman bir Fenerbahçe maçını canlı olarak TV'de izledim diye. Hatırlayamadım. 10 yılı geçmiş olmalı. Garip bir duyguydu. Kızım Damla salonda fink atarken hem onla oynuyor, hem de Ordu maçının başlamasını bekliyordum.
Duygularım açıkcası biraz karışıktı...
İşten çıkartılalı 1 ayı geçti. Artık işsiz biriyim. Çok da karışık bir süreç yaşadım 3 Temmuz'dan bu yana...
Gazetecilik hayatım belki bitti, belki de bir ara yaşıyorum. Bir süredir içimde 'yazma sevgisi'nin giderek arttığını hissediyorum. Bu da 17 yılı aşkın gazetecilik yapan birinde doğal olsa gerek.
Kuzenimin teklifiyle blog olayına girme kararı aldım. Ne olur diye çok düşündüm. İşten çıkartılalı büyük desteğini gördüğüm dostlarım oldu. Tepki verenler de bir o kadardı. İçimden 'Hadi bakalım, bir de böyle bir ortamda bulunayım' diyerek bu bloğu açma kararı aldım. Burayı bir anlamda 'hatıra defteri' olarak kullanma niyetindeyim. Tek kararım var: Eğer mesleğe dönersem buradaki Fenerbahçe muhabbetlerine etik olarak noktayı koyacağım. Gelirse o güne kadar ukalalık sinsilesinde ben de buluınacağım.
Mesleğimi özlediğimden fazla meslek arkadaşlarımı özlüyorum. Ortamlarını arıyorum. Sağolsunlar, dostum olarak bildiklerim fazlasıyla varlıklarını hissettiriyorlar. Fazlası da oluyor destekçilerin. Aslında biraz da değişik oldu bu ortam. Örneğin yine prensip olarak çalışırken hiçbir maç günü alkol almazdım. Bu akşam az keyif yaptım, fena da olmadı. Şartlar ne olacak elbette bilemiyorum ama insanoğlunun herşeye alıştığı gibi elbet ben de yeni yaşamıma alışacağım...
Burada neler yazacağımı bilemiyorum... Bir sürü konu başlığı var aklımda... Bunların temelini çeşitli sosyal paylaşım ortamlarında gelen sorular oluşturuyor. Örneğin...
-Niye kovuldum...
-Nasıl Fenerbahçe düşmanı lanse edilir oldum? Hatta Fenerbahçeli miyim? :):)
-Nedir Fenerbahçe muhabirlerinin dünyası?
-Nasıldır Fenerbahçe dünyası? Benim bildiğim kadarıyla kim kimdir?
-Birilerinin adamıyım? Kimlerle ne ilişkim var... En çok da bu konuda sorular geliyor nedense.
-Ne yaparım, nasıl yaşarım... Gördüğüm ve göreceğim yerler hakkında neler anlatabilirim..
Kısacası herşeyden zaman içerisinde elimden geldiğince bahsetmeye çalışacağım. Aman lütfen... 'Bize ne' diye tepki gösterme zahmetine girmeyinç Umurumda değil. Burası benim şahsi yerim. Kimse zorla buraya zorla davetli değil...
Birşeyler yazarken şu gün bugün demiyeceğim. Öncelik, olursa sizden gelecek sorularda olacak. Kafama estikçe nerelerde dolanacağım inanın bilmiyorum. Yardımlarınıza, taleplerinize de açığım...
Bu gece Ordu maçıyla sezon açıldı. 3 puan her zaman iyidir başlangıçta. Tribünlerde oturan futbolcular neredeyse bir takım oluşturacak esas oğlanlardı. Bu tabloda galibiyet güzel. Bende düşkırıklığı yaratn futbolcuların beklediğim hırstan yoksun olmalarıydı. Yaşanan kara günlerden sonra Ordu gibi tecrübesi henüz eksik bir takım karşısında çok daha hırslı, çok daha farklı bir kaza takım bekledim açıkcası. İsteksizlik biraz beni üzdü. Ama dediğim gibi çok eksik ve ligin ilk maçı olmasının stresi önplana çıktı. Olsun! Zamanla taşların yerine oturmasını beklemek son derece doğal. Sonuç olarak ligin başlamasına 10 gün kala by-pass geçirmiş bir ekip oldu Fenerbahçe. Bir gözlemim de Lugano'yu sezon içerisinde çok arayacağımız. Ve Bilica'yla işimizin çok zor olacağı. Yanılmıyorsam daha ilk maçtan bu kadar stressiz bir karşılaşmada sarı kartla başladı. Gereksiz. Emre ve Gökhan'sız da Fenerbahçe hücum gücünde ciddi sıkıntı yaşıyor. Son derece iyi bir insan olan ve iyiniyetinden şüphe duymadığım Bekir'de de maalesef taşlar yerine oturmuyor. Ve Caner... Bence ne yapsa olmaz... Fenerbahçe adına maçın en büyük şanssızlığı Alex'in o röveşatasının gol olmamasıydı. Belki ligin daha ilk maçında sezonun en güzel golü imzalanacaktı, olmadı... Bir de Aykut hocayı bir konuda anlamakta zorlanıyorum. Rakip Ordu. Tek forvet Semih. Zaten tek forvet oynayamıyor. Acaba maçın bir bölümünde Bienvenue ile birlikte Kadıköy'de oynanamaz mıydı? Fenerbahçe'nin Kadıköy'de bile bu kadar tedbirli oynaması şart mı? Yiyelim 1 tane... Ama fazlasını atamaz mıyız Orduspor'a? - Üst falan da oynamadım! Aman ha!!! :):) -
Haydi bakalım... Böyle başladık... Bakalım tepkiler (olursa elbette) ne olacak... Olmasa da önemli değil... Kendim çalar kendim oynarım.. Ne de olsa boştayım şimdilik...
Görüşmek üzere...
2 yorum:
blog alemine adım attıgın güzel bir "merhaba" yazısı olmuş.
ilk yorum da bana nasip oldugu için ne kadaaaan mutluyum tarişf edemem, artık siftahı benden bereketi diğer takipçilerinden olur, blogun büyür büyür kocamaaaannn olur inşallah..
yazılarından mahrum bırakma bizi..
Sevgiler selamlar buradayız :)
Yorum Gönder