21 Eylül 2011 Çarşamba

Tribün Kimin İşi...

Geçtiğimiz günlerde tüm Fenerbahçelilerin birbirini yargılamaktan vazgeçip elele vermesi gerektiğine inandığımı söylemiştim. Çeşitli görüşler geldi. Şöyle bir baktım, maalesef içerik aslında aynı, her ne kadar görüntüde doğrunun bu olduğu ifade edilse de... Çoğunluk 'Evet,herkes elele vermeli' derken sonunda da 'Ama x de böyle yapmıştı' deyiveriyor.

Aşın ve geçin bunları dostlar. Bırakın bu yönde uğraş verenlerin beyhude, kasıtlı çabalarını... Ne ben, ne siz, ne harhangi bir futbolcu, ne herhangi bir yönetici değildir önemli olan. Önemli olan Fenerbahçe'dir. Ve ısrarla diyorum ki Fenerbahçe ailesi bu yönde devam ettikçe birilerinin ekmeğine yağ sürülmesinden öteye geçilemez.

Şöyle bir bakıyorum... İnanılmaz bir şanssızlık döneminde çabalayan bir takımımız var. Malum şike tablosunun yarattığı tablo ortada. Üstüne bir bir gelen sakatlıklar. Ve de Manisa karşısında son dakikada sayılmayan bir gol. Hemen 'O yan hakem Trabzonlu... Kasıt var... Bizi yakıyorlar' diyenler olacaktır. Sanırım bu tür düşünenlerle ayrıldığım, anlaşamadığım nokta bu.

Dik durmamız lazım. Shaktar maçında çıkan olaylarla maçlarımızı 12. adamsız oynatmak zorunda kalanlar bunun iç hesaplaşmasını yapmalı. (2. maçın bayanlı olduğunun farkındayım, söz edeceğim) Ve ve ve... Rakip Manisa... Yarım devre 10 kişi oynuyor. Ve Fenerbahçe uzatmalarda verilmeyen nizami golüne yanıyor! Peki o maç niye oraya kaldı? Penaltımız mı verilmedi? Evet verilmedi. O zaman daha hırsla saldırmak lazım. Karşımızda 10 kişi kalmış Manisa! Yapmayın, etmeyin. Doğrudur ki bize karşı bir mücadele var. Çok doğal. Bu takım Fenerbahçe. Türkiye'nin en büyüklerinden biri, son yılların başarılı ekibi. Elbette uğraşılacaksa bu takımla uğraşılacak. Ancak bu tür isyanlar bence bizi daha da sıkıntıya düşer, zayıflatır.

Ordu maçından sonra bazı oyuncularla işimizin zor olduğunu yazmıştım. Hala aynı kanıdayım. Aykut hoca geçen yılın başlarında da bazı fikr-i sabitlerle hatalar yapmıştı. Bu yıl dilerim olmaz. Bir Stoch küstürülmemeli. Savunma göbeği önemlidir. Denenmiş ve başarısız olmuş isimlerden ziyade yeni, sakatlık varsa genç isimlere şans verilmeli. Geçen yıl bu denenmiş ve başarılı olunmuştu. Gökay, Okan, Mert gibi.. Örneğin bir Hasan, Aykut hoca gibi bir cesur yürek tarafından bu dönem denenemez mi?

Takımla ilgili de şöyle bir gözlemim var. Yaşımın elverdiği kadarıyla izlediğim en iyi Fenerbahçeli olan Alex bu takımın çok şeyi, kabul. Ama herşeyi olmamalı. Alexli yıllarda kendini ispatlayan Volkan oldu, Gökhan oldu, geçen yıl da biraz Mehmet Topuz oldu. Bunun dışında gelen herkes çizgisinde kalıyor, üstüne koymuyor. Çıkış gösteren bir başka yerli gösterebilir misiniz? Veya yabancı. Sıkışınca 'Yetiş Alex' olursa sıkıntı var demektir. Manisa'ya atılan golde bile Alex'in alan boşaltmasını gözardı edemeyiz. Evet Caner'in pasına da dikkat ama sonrasında Alex'in 1'e 1 kitlenmesi herkesin de kilitlenmesine neden oldu.

Aslında konu çok geniş. Diyeceksiniz ki takımı şike davasıyla mahvettiler, gidenlerle kadro bozuldu, gelenler yeni... Bunların sonu gelmez. Hala anlamış değilim ligin başlamasına kısa bir süre kala Santos – Lugano – Niang üçlüsünün gidişini... Sakın ekonomik kriz demeyin, yemem! Düşme korkusu deniyorsa o zaman yerine niye yabancılar alındı? Yoksa sezon sonuna yönelik yönetim tarafından bilinen ve bizlere söylenmeyen birşeyler mi var?

Fazla deşmeyelim...

Gelelim bayanlı tribünlerimize... Tek kelimeyle 'tarihi gece' oldu. Hepsine alkışlar... Tebrikler...Teşekkürler... Ama olmaz! Tribüncülük erkeklerin işidir... Kimse kusura bakmasın. Evet, en iyi ahçılar erkeklerden çıkar ama kadının süslediği sofranın lezzeti başkadır. Tribün de erkeklerin yeridir, hanımlarımız süsüdür.

Verilen ceza ortamında Fenerbahçeli bayanlar ellerinden gelenin fazlasını yapmışlardır. Ama bundan sonra Fenerbahçe'yi 12. adamsız bırakacak her hareket Fenerbahçe'ye ihanettir. Bu konuda herkesin daha hassas olmasını beklemek hakkımız.

Ben geç yazıyorum, maçlara ara da kısa... Neredeyse Kayseri maçı başlayacak... Futbolla dolu yoğunluk ne kadar da keyifli...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

selamlar... devamını bekliyoruz...

Adsız dedi ki...

Sizi bir gazete veya dergide görmeyi umuyorum...