13 Eylül 2011 Salı

Teşekkürler

Yaşamınızda mutlaka kendinizle gururlandığınız günler, dönemler olmuştur. Çok kendinizi beğenmiş değilseniz bu çok da sık olmaz. Bazıları her fırsatta 'Neyim ben, görsün herkes' der. Onlardan olamadım hiç. İstemem de. Aksine de kendimi çok eleştiririm. Böylece doğruyu bulduğuma inanırım. Ancak bugün onlardan değildi...

Kuzen tavsiyesi ile açtığım blog'un yansımaları gün boyu geldi... Kabul ediyorum: Gururlandığımı kabul ettirecek düzeydeydi :) Gerçekten de teşekkür ederim herkese. Yine hiç beklemediğim insanların şaşırtıcı destekleri de oldu. Bir misyon mu yükleniyorum nedir! :):):)

Bu arada sanırım başlık olayında hatalıyım: 'Ve başlıyorum' dediğim için gün boyu bir kısımdan 'Hayırlı olsun, nerede başladın' diyerek henüz olmayan yeni işimle ilgili tebrik telefonları aldım :):):):) Sonuç: Dostlarım, bir işe değil, blog yazmaya başladım sadece ;)))

Aslında bunu bir teşekkür yazısı ile geçirecektim... Ancak 3 Temmuz'dan bu yana yaşanan kaos döneminde üzüntüyle izlediğim bir konuya değinmek istiyorum. Birçok kulüp sıkıntı yaşıyor ama malumdur ki en büyük fatura Fenerbahçe'ye kesilmiş durumda. Doğaldır ki tepkiler de o denli büyük yaşanıyor. Ama beni üzen Fenerbahçelilerin birbirine girmiş görüntüleri. Herkes birbirini yargılama savaşına girmiş durumda. Eski defterler açılıyor. Deyim yerindeyse herkes birbirine birşeyler atıyor. Ve de herkes birilerinin adamı ilan ediliyor... Avukatlıklara soyunuluyor... Yönetimin adamları, muhalafetin adamları suçlamaları alabildiğince aleni bir şekilde dile getiriliyor. Fenerbahçeli olmayan herkes de 'kıs kıs' gülerek bu sahneleri izliyor.

Şunu sormak isterim: Kim kimin Fenerbahçeliliğini yargılayabilir? Belki sizler de birilerini suçluyorsunuz. Acaba o suçladığınız insanın Fenerbahçe için geçmişte neler yaptığını hiç düşündünüz mü? Hiç sordunuz mu insanların neden neyi yaptığını? Fenerbahçe için geçmişte maddi – manevi özveride bulunan insanlar bir anda bu kadar düşman olabilirler mi? Ya da şahsi kızgınlıklar, acaba tamamen manevi duygularla sevilecek bir bayrağa olan sevginin önüne geçebilir mi? Acaba insanlar birilerini yürekten ve saygı koşulları altında eleştirirken gerçekten inandıklarını söylüyor olamazlar mı? Ve bu onlara hakaret etme hakkını birilerine verir mi?

Herşeyi bir kenara bırakın... Acaba Fenerbahçe'nin, Fenerbahçelilerin tarihte birleşmeye bu kadar ihtiyaç duydukları bir dönem olabilir mi?

Bana göre vakit Fenerbahçelilerin Fenerbahçe için 'susma' vaktidir. Elele verme zamanıdır. Ve de herkesin tek yürek elele, omuz omuza durup şanlı bayrağı savunma zamanıdır!

Elbette bu dönemde yapılan hatalar için de hesaplaşma zamanı gelecektir. Bu kongrede olur, platformlarda olur ama şimdi olmaz.

Bırakın başka Fenerbahçelileri yargılamayı. Ona buna sataşmaktan uzak durun. Kimseyi tahrik etmeyin. Aksine el uzatın. Geçmişin kavgalarının, hesaplarının bugüne yararı olmaz. Birilerine attığınız iftiralarla onların içindeki Fenerbahçe sevgisini bitiremeyeceğiniz gibi onları camiadan da uzaklaştıramazsınız. Bu haddiniz değil...

Nacizane bunları dile getirdim. Bence elinizi yüreğinize koyup payınız olup olmadığını düşünün. Sonra da başkalarına karşı dik durup güçlü olun...

Bir kez daha söylüyorum... Eğer bana sormak istediğiniz, yazmamı istediğiniz bir şey varsa buradan veya facebook ve twitter'dan bana ulaşabilirsiniz.

Bir de gelen mesajlara izninizle kısa cevaplar vereyim... Sahipleri kendilerini bilir :):):)

  • Sevgili müdürlerimden... Bu kez sanırım imla konusunda daha iyiyim ;)
  • V.Ö., güzel sohbet için sağol. Gazeteciliği bırakmadım, bıraktırıldım.
  • O.Y., sahalara kısmen dönmedim. Sahadayım zaten de yaştan biraz az sahne alıyorum ;)
  • C.Ç., yine sessiz sedasız yanımdasın. Dayanamadım uzak kalmaya sizlerden..
  • S.G, başlamam hayırlı oldu mu bilemem ama daha hayırlısı sizin gibi dostlarımın olması...
  • Bana 'Adam gibi adam' diyen E.A, asıl adam sizlersiniz ki şu günlerde yanımdasınız...
  • M.M.E, senin gibi kuzen sahibi olmak da büyük keyif...
  • T.Ç., amcan sana kurban olsun...
  • T.A., sen yanımda ol, ben hep başarılı olurum...
  • M.Ç., aynı yoldayız... Yolum açıksa seninki de açıktır...
  • A.H.K., hak senin de yanında olsun her zaman...
  • Ve E.U., rakı masası dedin, aklıma getirdin ;)
İyisi mi kaçayım ben ;)))

Her gününüz mutlu geçsin...

Hiç yorum yok: