21 Ekim 2011 Cuma

Başımız Sağolsun

Diyarbakır'da asteğmendim. Görev için bir süreliğine Lice'ye gitmiştim. Askeri araçta kalıyorduk. Ve daha ilk gecemizdi. Daha nerede olduğumu bile anlamamıştım ki ilk gecemde uzaktan silah sesleri duydum. Bana aracımıza gidip askerlerimle birlikte oradan çıkmamam söylendi. Uzaklarda bir çatışma olduğunu öğrendim. Etrafıma bakındım. Herkes son derece sakindi. Ben de onların bu sakinliğiyle beklemede kaldım. 2 saat sürdü silah sesleri...Sonra kesildi... Çıktık dışarı. Herkes hayatına devam ediyordu. Ankara'daki acemilik dönemimden bir devremi gördüm. Gayet sakin 'Burası böyle. En fazla 3 gecede bir bu sesler sağdan soldan yükseliyor' dedi. Sonra klasik çay muhabbeti yaptık. Yattım...
Düşünmeye başladım. Neredeyim, neler oluyor etrafımda diye düşündüm. Bulunduğum yerde yakın bir dönemde uzak menzilli bir atışla bir general şehit düşmüştü. 'Ne kadar kolay telaffuz ediliyor' diye içimden geçirdim. Bir dağbaşı... Ölenler... Kalanlar... Ne uğruna? Vatan uğruna... Tartışmasız bir şeref. Ama... Kim kimi vuruyor diye hep hesap yaptım... Kaldığım süre içinde belki ben de bugün aramızda olmayanlardan biri olabilirdim diye içimden geçirdim...

Bir başka gün kolordudaydım. Asteğmenliğin avantajıyla dolanıyordum. Bir asteğmen arkadaşımı ziyarete giderken yakalanan 3 terör örgütü suçlusunun getirilişini gördüm. Gözleri kapalıydı. İçimden 'Allah size akıl verip yardım etsin' dedim. O an düşünememişim. Aslında Allah onlara o an yardım ediyordu Türk askerinin eline geçmekle. Ya onların eline düşenler...

Bu tezatlar, bu gayri-adil savaş oraların gerçeği...

Daha da gerçeği sönen ocaklarımız...

Her zaman şehit haberleri bana o günleri hatırlatır. Şu son dönemde olan olaylar içimdeki hüznü, öfkeyi diriltmedi. Ben her zaman o duygularla yaşıyorum. Sadece şu son günlerde içimdeki yaşam sevinci azaldı. Asker arkadaşlarımı, bölüğümdeki o askerleri düşündüm. Ya onlardan birini kaybetseydim? Ben kaybetmedim ama kaybedenler var. Aileleri var... Beni o dönem bekleyen ailem gibi.

Bunları yaşamak zorunda mıyız? Yıllardır bunun önüne geçmek çok mu zor? Bu belki de beni aşan bir soru...Ama bir vatandaş olarak bunun ne zaman sonunun geleceğini sorabilirim sanırım...

Son şehitlerin ardından gelişmeleri herkes gibi takip ettim. Ne olur söyleyin, farklı ne oluyor? Bence hiç... 3-5 güne herşey unutulur. Herkes yaşamına devam ediyor. 3-5 haykırış, sonra devam.. Yaşamaya... Eğlenmeye...

Çok can sıkıcı... Utanıyorum insan olarak sokakta dolaşmaya. Türklüğümle hep gurur duydum. Ama bir yabancı bana gelip 'Ne yapıyorsunuz oradaki Mehmetçiklerinizin yaşamını korumak için, onların acılarını paylaşmak için' dese...

Ne diyeceğimi bilemiyorum...

Yabancı ülkelere gitmişliğim de var, takip edişim de... Trafikte veya bir başka ortamda 2 kişi ölse ülkede olay çıkar.

Bizde? İnsan yaşamının bu kadar ucuz olduğu bir ülke var mı dememek elde değil... Askerlik, trafik, kavga... Hergün öyle ya da böyle yaşamını yitirenler...

Eleştirdiğimiz Avrupa'da insana vuramazsınız. Sıkıysa bir yumruk atın tartıştığınız insana. Aylarca hapis yatarsınız. Bizde ise adam öldür... Can al... 3-4 yıla dışarıdasın... Öyle ya da böyle...

Can sıkıcı bir dönem... Anlamsız, boş işlere aylarca tepki gösteririz. Ama canımız en ucuzu. Tabii o kaybettiklerimizi canımız olarak görebiliyorsanız...

Atın tutun... Ama ne olur unutmayın. Ve şu ortamda bir Türk gibi yaşayın...
Şehitlerimizin aileleri... Dostları... Lafım yok size... Ben utanıyorum. Biliyorum yetmez ama elimden de fazlası gelmiyor...

Başımız sağolsun...

Hiç yorum yok: