6 Ekim 2011 Perşembe

Hoşgeldin Toygar...

İnsanların aileleri vardır... Eşleri, çocukları, anaları, babaları, kuzenleri, yeğenleri.... Canlarıdır onlar.... Beraber hayatı sürdürdükleri...

Bir de arkadaşları vardır insanların. Sınıf sınıftır. Büyük küçük. Bazıları arkadaştan ötedir. Kardeşleridir, abileridir, ablalarıdır. Bu açıdan kendimi hep çok şanslı hissetmişimdir. İstanbul'da, Ankara'da... Bir çok yerde böyle kardeşlerim var ne mutlu ki... Onlardan bir tanesi de Almanya'da. Hep 'Kardeşim olsa böyle olurdu' derim onun için...

Sağolsun, geçen hafta oğlunun sünneti için bizi davet etti Herborn'a. Frankfurt – Köln arası küçük ve şirin bir Alman kasabası. İş durumum olmadığı için yalnız ben gittim. 5 günlük bir ziyaret oldu benim için. Biraz da kendimle yalnız kalmak istiyordum, güzel bir sebep oldu benim için.

5 gün geçirdim Herborn'da. Frankfurt, Köln ziyaretleri derken kelimenin tam anlamıyla bir hava değişikliği yaşadım. Bir anı olsun diye de bunları yazmak istedim...

Almanya... Yani 2. vatan. Ve oradaki Türkler. Farklı bir dünya onların ki. Herborn'da çok sayıda Sivaslı'lı var. Uşak'ın bir ilçesi Sivaslı. Ve oradan yurtdışı tercihini yapanlar Herborn'u ikamet olarak seçmişler. Kaldığım süre içinde bana gösterdikleri sıcaklık unutulacak gibi değildi.

Farklı bir dünyaları var. Aslında düşününce bizden çok daha kolay yaşıyorlar hayatı. Bunun farkındalar. Ama yine de çoğunun gönlünden Türkiye'de yaşamak geçiyor. Hayat şartları onları oraya endekslemiş. Sünnet töreni için düzenlenen gece belki de Türkiye'deki benzer gecelerden çok sıcaktı. Bunun tek nedeni orada yaşarken birbirlerine kenetlenmeleri. 'Dost' olarak gördükleri herkese el uzatmada sınır tanımıyorlar. Çünkü onlar, bir dünya içinde kendi dünyalarını yaşadıklarının farkındalar ve bunu en iyi şekilde yapabilmek için tüm gayreti gösteriyorlar.

Erkek dünyasına adım atan Toygar gecenin kahramanıydı. Toygar için herkes elele vermişti. Sıcacık, Türkiye kokan bir geceyle Toygar'cığın erkekliğe adımını gerçekleştirdiler. Memleketten gelen biri olarak hiç yalnız kalmadım. Rahat etmem için 5 gün boyunca bana gösterilen ilgi gerçekten çok kez beni mahçup etti. Hep düşündüm: Acaba bizler ülkemizde yaşarken oradakilerin maneviyatına ne kadar önem veriyoruz? Tatilde gördiüğümüz gurbetçiler 'yalnızca gurbetçi mi?'

Değil! Onlar bizim parçamız. Muhabirlik yıllarım boyunca hiç bilmediğimiz yerlerde bize el uzatan hep vatandaşlarımız oldu. Normal karşılanabilir. Ama bir Avrupalının anlam veremediği sıcaklığı onlardan görmek bana göre oradaki Türklerin ne kadar Avrupalılaşsalar da bizden olduklarını gösterdi.

Burada kimi ne kadar sevindirebilirsiniz? Ama gurbetteki birine Türkiye'den 2 çift söz o kadar mutluluk verici ki. Bir anı, ortak bilinen bir yer veya küçücük bir hediye... Onları öyle bir noktaya taşıyor ki... Anlatmak zor. Yaşamak lazım.

İçinizden Avrupa'ya gidenler oluyordur. Oradaki Türklere farklı yaklaşın. Basit 2 cümle onların gönlünü mutlu etmeye o kadar çok yetiyor ki... Belki biraz iddialı olacak ama bizlerin memleketimizde yaşarken yitirmeye başladığımız bir çok değerimize onlar oralarda fazlasıyla sahip çıkıyorlar. Elbette bunun tersi olanlar var ama ben karşı çıkan olsa da genelde böyle olduğunu düşünüyorum.

Herborn küçük bir kasaba dediğim gibi. Aslında girişine çok rahatlıkla 'Sivaslı' tabelası da asılabilir. Mahallenizdekilerden kaç kişiyi tanıyorsunuz bilemem ama oradaki Türklerin hepsi birbirini tanıyor Derdini biliyor. Mutluluğunu – mutsuzluğunu paylaşıyor.

Neden yazdım bunları? Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımıza bir bakış açısı olsun diye düşündüm.

Orda kaldığım sürece yanımda sürekli kendini hissettiren dostlarım... İlhan abi, Mehmet, Adnan, Burç ve diğerleri... Sağolun ve bu birlikteliğiniz bozmayın. Birbirinize her zaman böyle sıkı sıkı sarılın. Yüzünüz burdakilerden daha fazla gülüyor. Hep de gülsün isterim..

Toygarcık... Aramıza hoş geldin. Yakışıklı gecende yakışıklı bir prens gibiydin.

Akilecik... Hiç tartışmasız gecenin prensesi sendin. Hele o kolbastını bir ömür unutmayacağım...

Ve Danacı ailesi... Aysun ve Musti'm... Size ne desem boş. O yoğun temponuzda bana bir kez daha yüreğinizi açtınız. Sağolun varolun... Dilerim Akile'nin de Toygar'ın da en güzel günlerini yine beraber yaşarız...

Musti... Sana bir şeyler daha yazayım diyorum ama... Kelime bulamıyorum... Fenerbahçe ile başlayan kardeşliğimiz kaç yılda nerelere geldi... Seni ifade edemem. İyi ki varsın...

Sanırım önümüzdeki günlerde Herborn sonrası aklımda kalanlara devam ederim...

Şimdilik oraya kucak dolusu sevgiler gönderiyorum bir kez daha...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Abi, ilk önce bu güzel duygu ve düsüncelerin icin sana bizler,`Herborn`lular tesekkür ederiz. Istanbul´dan kalkip buralara kadar gelmis olman, bu anlamli günümüzde bizleri ne kadar mutlu ettigini hissetmen ve yukaridaki satirlar ile tüm dost ve arkadaslara duyurman bizim icin en büyük onur ve gurur vesilesidir.
Sadece ben ve ismini verdigin dostlarin degil, tüm es-dost arasinda sohbetlerde halen senin adin, sicakligin ve canayakinligin konusuluyor. Ne kadar uzakta olsak ta birbirimize herzaman gönülden bagliyiz. Fenerbahce´min sayesinde edindigim o kadar güzel dost ve kardesliklerin böyle cevreme de yansimasi beni ne kadar sevindirdigini anlatamam.
Bi Abi olarak senin hayatimizda olman da bizler icin cok ama cok önemli.
Daha nice yasayacagimiz güzelliklerin gelmesi dilegiyle Herborn´dan kucak dolusu sevgi ve saygilar...
Mustafa Danaci ve ailesi

Adsız dedi ki...

wawww kac yildir burdayim ama herbornu ve burada yasayan türkleri bu kadar guzel dile getiremezdim oda mesleginin verdigi bi cevher olsa gerek..ellerine saglik deniz abi seninde uyumlu ve bir o kadar sicak olman insanlarin sana yaklasimlarini dahada pozitif yönde etkiledigini düsünüyorum.Bu mutlu günümüzde sende bizimle oldugun icin biz sana tesekkuru bir borc biliriz.

Burc Recep Ak ve ailesi